Star Wars'u Ölümsüzleştiren 11 Neden
1. En eski ve ölümsüz hikaye
"İyi" ve "kötü"nün savaşının hikayesidir bu. Bir tarafta “iyi”yi savunanlar, diğer tarafta ise “kötü”nün temsilcileri. Peki iyi ve kötü nedir? Psikoloji açısından bakıldığında, filmler sadece “iyi/kötü”nün savaşını değil “id/ego” çarpışmasını da anlatır. Çünkü “iyi” olanların yani Jedi’ın katı kuralları vardır. “Kötü” olarak resmedilen Sith’in ise baştan çıkartıcı serbestliği. İki taraf da güçlüdür. Ölesiye savaşırlar. Bir o kazanır, bir diğer taraf. Dolayısıyla bütün seri “bilinen en eski savaşın” anlatısı olarak okunabilir. Üstelik, filmler salt iyiliği savunmaz. İyi ve kötü arasında bir denge’den söz eder. O denge, evrenin devamlılığı için gereklidir. Haklılık ise başka bir şeydir.
2. Kendi gerçekliğine inandırır.
Star Wars filmleri seyircinin zihninde yeni bir evren yaratmakla kalmaz, mevcut yani yaşadığımız gerçek evrene bakışımızı da değiştirir. O koskoca karanlığın içinde “bir şeyler olduğuna” ikna eder. Üstelik bunu yaparken kendi içinde tutarlıdır. İmparatorluklar, demokrasi savunucuları, asiler, hükmediciler, yasa koyucular; gerçek hayattaki herkes bir şekilde tüm zaaflarıyla temsil edilir. Kendi içinde ikna edicidir çünkü insanoğlunun yazgısındaki kötücüllüğe meyil, evrenin denge’sini sürekli tehdit eder. Planlar tutmaz. Oyunlar bozulur. Darbeler yapılır. Demokrasiler ortadan kaldırılır. Asiler, darbecilere karşı mücadele verir. Lucas’ın ana öyküyü Vietnam Savaşı sırasında yazdığını hatırlatalım. Seyirci, bildiği dünyanın tarihinde yaşanan olayların yansımasını filmlerde bulur. Bu nedenle olay akışı hep tanıdık gelir.
3. Ying/Yang
Star Wars filmleri bir Tanrı’nın ya da Tanrıların ya da bir dinin ötesindedir. Sadece “Güç” vardır. Jedi ve Sith, bu gücü kendi amaçları doğrultusunda kullanmasını iyi bilir. Jedi şövalyeleri "iyi"yi, Sith lordları ise "kötü"yü temsil eder ama filmlerin asıl ilgilendiği, bir "iyi"nin zaman içinde "kötü"ye dönüşmesidir. Bu, hikayenin ana damarıdır.
4. Seçilmiş Kişi: Anakin Skywalker/Darth Vader
Serinin büyük bölümü, onun yolculuğunun hikayesine dayanır. Seçilmiş kişidir. Jedi tarafından keşfedilir, eğitilir. Usta ve yürekli bir savaşçı olur. Ama sonra ruhunu kötülük kaplar. Dönemin idaresindeki en güçlü figür ve aslında bir Sith olan Palpatine tarafından kışkırtılır. Karanlık tarafa geçer. Anakin olarak doğduğu evrene bir Sith lordunun ismiyle, Darth Vader olarak hükmetmek ister. Aşkı için intikam almak isteyen, bunun için de Jedi içindeki “çürümüşlüğü” gerekçe gösteren bir kayıptır aslında. Onun bu hüzünlü dönüşümü, bütün serinin kalbini oluşturur. Akla şu söz gelir: “Hepimizin içinde kötülük var, önemli olan onunla ne yaptığımız”.
5. Aşk: Bütün evrenin kaderini değiştirebilir.
Anakin’in dönüşümünde kilit rolü aşk üstlenir. Genç Jedi şövalyesinin Padme’ye olan aşkı büyüktür. Ama zamanla Padme’nin kendisinden uzaklaşmaya başladığını fark eder. Genç kadın uzaklaşır çünkü Palpatine’in etkisinde kalan Anakin’in kötülüğe yaklaştığını görmüştür. Anakin ise sevdiği kadını kaybetmeye başlamasının ardında, ustası Obi-Wan Kenobi’yi görür. Bu da yetmezmiş gibi, Padme’nin hayatını kurtarabilmek için Sith’in yani gücün karanlık tarafının yardımına ihtiyaç duyar. Sonuçta seçilmiş kişi, yani Sith’in artan gücüne karşı "denge"yi sağlayacak olan Anakin, taraf değiştirir. Seçilmiş olan, savaşmak için seçildiği şeyin kendisi haline gelir. Bunu sadece aşk yapmaz elbette. Ama aşk üzerine düşünceler, sadece bireyi değil, özellikle 3. film “Revenge of the Sith”te gördüğümüz üzere bütün evrenin kaderini değiştirebilir.
6. İntikam teması her zaman işler.
Anakin artık gücün karşı tarafına geçmiştir. Ama Obi-Wan Kenobi’yle girdiği savaşta ağır yaralar alır. Bedenini, kara bir zırhın ardına gizlemek zorunda kalır. Gücünü büyük ölçüde kaybetse bile o kadarı da evrene hükmetmesine yetecektir çünkü o gerçekten de seçilmiş kişidir. Aşkın üzerine nefreti koyun. Darth Vader artık başlı başına bir intikam makinesine dönüşmüştür. Jedi’yi öteden beri yok etmek isteyen Palpatine amacına ulaşmıştır.
7. Gizli kötülük: İmparator Palpatine
Yılanın başı her zaman vardır. Star Wars filmlerinde o kişi, yıllarca demokrasiden yanaymış gibi görünen, Jedi ile yakın ilişkiler kuran ama aslında kendi hükümdarlığını ilan etmek isteyen Palpatine’dir. Poker suratlıdır. Son ana kadar kendini saklamayı başarır. Seyirci gerçek dünyadaki “saklı” kötülüğün vücut bulmuş halini karşısında görür.
8. Felsefe: Yoda
Jedi akademisinin başı ve bütün felsefesinin başlıca temsilcisidir. İsminin çağrıştırdığı gibi Buda etkileri vardır. Onun felsefesiyle yetişen Jedi şövalyeleri, mutlaka bir ustayla birlikte dolaşır. Eğitimlerine böyle devam ederler. Antik çağlardaki gibi giyinirler. Evlenmezler. Yoda din kurduğunu iddia etmez gerçi ama kurduğu devrik fakat bilgece cümlelerle seyirciyi hayli etkilediği kesindir.
9. Işın kılıcı
Işın kılıcı Star Wars filmlerinin alamet-i farikası haline gelmiştir. Aslında bunun sebebi, George Lucas’ın zamanın çok ötesinde bir vizyona sahip olmasıdır. Teknolojinin çok ileri olduğu bir evrende savaşçıların birbirine karşı kılıç kullanması, hem bir “asiller” savaşına, hem de yürütülen savaşın “eski”liğine bir göndermedir. Işın kılıcından çıkan gücün renginin, o kılıcı kullanan savaşçının Güç’ün hangi tarafında olduğuna bağlı olarak değişmesi anlamlıdır. Sith lordları ve Jedi şövalyelerinin savaşları bu ve benzer estetik nedenle beyazperdede görsel şölene dönüşür. Fikrin kalbinde, Lucas’ın hayranı olduğu mitolojik hikayeler, anime’ler ve Japon filmleri yatar. Örneğin Akira Kurosawa’nın “Gizli Kale” gibi filmlerindeki “samuray ruhu” Lucas’ı büyülemiştir. Orijinal üçlemenin, ellerindeki yetersiz silahlara rağmen cesaretle çok daha güçlü düşmanın üzerine giden bir grup asiyi anlatması tesadüf değildir. Lucas sadece o ruhu değil, estetiğini de almıştır. Işın kılıcı dışında, Darth Vader başta olmak üzere zırh ve kask tasarımlarında da samuray estetiği uzay operasına adapte edilip başarıyla kullanılmıştır.
10. Teknoloji
Sadece ışın kılıcı değil, günümüzde geek denilen geniş kitle için filmlerde türlü alet edevat vardır. Robotlar bunlardan sadece biridir. C-3PO ve R2D2 bunlardan sadece ikisidir. Droid’ler filmlerde ayrı birer karakter gibi rol üstlenir. Dahası gökyüzünde geçen savaşlarda kullanılan x-wings gibi jetler, sadece bilimkurgu hayranlarını değil, video oyunu tasarımcılarını da büyülemiştir. Kullanılan maketler, savaş gemisi minyatürleri, o zamanın teknolojisine rağmen etkileyici savaş sahnesinin aktörlerine dönüşür. Sonuç o kadar başarılı olmuştur ki orijinal üçlemedeki uçak savaşları, bir çok video oyununa uyarlanmıştır. Star Wars’ın teknolojiye bakış açısındaki yenilikler, hala video oyunlarını ve günümüzdeki gerçek savaş teknolojilerini etkilemeye devam etmektedir.
11. Zeka: George Lucas
Seyirci ilki 1977’de çekilen Star Wars filmlerinde, bir “üst-akıl” efekti algılamıştır. Bu sinemada her zaman işleyen bir süreçtir. Karşımızdaki dünyayı bizim için yaratan bir "tanrı-göz"ün varlığı her zaman hoşa gider. O kişi George Lucas’tır. o yıllarda yazdığı senaryoyu kimselere beğendiremeyen genç sinemacı George Lucas’ın, sonunda filmini çekecek bütçeyi bulmasıyla başlayan bir öyküdür bu. Dönemin, Spielberg dışındaki önemli sinemacıları senaryo için “tutmaz,anlaşılmaz, çocukça” gibi ifadeler kullanır. Ama Lucas pes etmez. Eski otomobil-kamyon hurdalarından da faydalanarak kurduğu setlerde masalını anlatır, seyirci de inanır. Bu, modern sinemanın en ölümsüz hikayelerinden birine dönüşür. Lucas’ın genç sinemacılara ilham veren öyküsü aynı zamanda ironiktir. Gişe gelirinden kar payı almak yerine serinin yapım haklarını elinde tutmakla ilgilenen ve böylece çok daha fazla para kazanan Lucas, bağımsız bir sinemacı olarak girdiği sektörde zamanla, sektörün dev çarklarından birine dönüşür. Film haklarını Disney’e satmış olması, bu dönüşümün son örneğidir. “Dönüşüm”, Star Wars evreninin kaderinde olmalı.
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
BU İÇERİĞE TEPKİNİ EMOJİYLE GÖSTER
0
0
0
0
0
0
FACEBOOK YORUMLARI